Telefon çalıyor. Karşıda Enis Usta ve tanıdığı birkaç üretici var. «Kerem, hepimiz aynı şeyi ayrı ayrı deniyoruz. Bir araya gelip ortak bir standart kursak?» Kerem tereddüt etmedi; Elif ve Deniz'i de yanına aldı. Haftada bir, aylarca, küçük bir grup halinde buluştular — Menemen'de topraksız işe gönül vermiş bir avuç insan. O buluşmalarda ortak bir amaç, gerçek bir heyecan ve büyük bir şey kurmanın enerjisi vardı. Her şeyi konuştular: hangi besin karışımı, hangi pompa, sıraların sıklığı, metrekareye kaç bitki, ışığın açısı. Yalnızca kendilerini değil, bütün işi düşünüyorlardı. Sonradan gelen herkesin üzerine bir şey kurabileceği sağlam temeller atmak istiyorlardı. Belki de imkânsızı mümkün kılan tam da buydu: karşılıklı güven, açık paylaşım ve birkaç dürüst insanın ortak aklı.
Ve sade ama bir o kadar tarihî bir kararla, ilk gerçek seranın ve dikey sistemin temelini attılar. O gün, farkında bile olmadan, bir balkonda başlayan merakın kaderini değiştiriyorlardı; artık kurumsallaşan, büyümeye hazır bir işin ilk taşı konmuştu.