Mesele yalnızca yardımseverlik değildi. Enis Usta suyun dengesini iyi biliyordu: hangi sıcaklıkta, hangi ölçüde, ne zaman. Bir bitkinin ihtiyacını yaprağının en küçük değişiminden okur, besin oranını deneyimiyle isabetle ayarlardı. Kerem'e önce ölçmeyi, sonra gözlemlemeyi, en çok da sabretmeyi öğretti.
Kerem o günleri bugün de minnetle anıyor: Enis Usta'nın saatlerce serada durup her tankı ve her hortumu tek tek anlattığını, hiçbir soruyu küçümsemediğini, bildiklerini paylaşmaktan çekinmediğini. Gösterişsizce, karşılık beklemeden; işini iyi yapan birinin sakinliğiyle.
İyi bir komşuyla aynı yolda yürümek, o gün de bugün de büyük bir şanstı.